Kurtarıcı Beklentisi ( Mehdi-Mesih)

   
  Kurtarıcı Mehdi-Mesih beklentisi, İslami gelenekte önemli bir yere sahiptir ve ezilen kitlelerin kurtuluş ideallerini yaşattıkları bir ümit unsurudur. Gerçekte İslam dinine ait bir inanç olmayan böyle bir düşüncenin oluşumunda, birtakım sosyo-kültürel etmenlerin yanında, özellikle Emeviler’ in kuruluşundan itibaren yaşanan bazı siyasi gelişmelerin de bir hayli etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Emevilerin aslında geçmiş inanç köklerinden gelen bir düşünce olan kurtarıcı beklentisi İslam a aktarılmış eski bir düşüncedir. Dolayısı ile bu inanç yalnızca Müslümanlık başlangıcı ile gelen bir düşünce biçimi değildir. İslam ın tekrar Arabistan Yarımadasında ortaya çıkmasından önce de bir çok toplumda yaşayan bir düşünce biçimidir. Bu düşüncenin diri kalmasında ve toplumların zihinlerinde kalıcı tutulmasında iki ana etken ön plana çıkmaktadır. 

1- Ezilen ve sömürülen kitlelerin umutlarını bağladıkları, mevcut hayatın zorluklarına dayanma gücü vermesi bakımından bir fenomen olması

2- Toplumları ve kitleleri elde tutabilmek için gelecek duygusunu canlı tutarak günü düşünmelerini, sorgulamalarını ve değerlendirmelerini engelleyerek güdülemek, yönlendirmek ve bu durumdan doğan sistemi sürdürmek

Mehdinin bir kavram olarak incelenmesi yada değerlendirilmesinden ziyade bu kavramın bir temel ihtiyaç ve İslam i bir zorunlu itikad haline getirilmesinin temelinde bu iki unsur yatmaktadır. Mehdi, Arapça bir kelimedir ve ism-i mef’ul sigasında “hidayete ve doğru yola erdirilmiş” anlamında kullanılan bir kelimedir. Terim olarak, “Allah’ ın doğru yola erdirdiği kişi” anlamına gelmektedir. Bu kavram, İslam öncesi Araplar arasında da kullanılmış olup, bununla “iyiye ve hayra götüren kişiler” kastedilmiştir. İslamiyetin gelmesinden itibaren ise, dini bir hüvviyet kazanarak “imana götüren” şeklinde yorumlanmıştır.

Müslüman camiada Mehdi olan bu kurtarıcı örneğin; 
Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta; Mesih, 
Hinduizm’de; Kalki, 
Budizm’de; Maitraya, 
Sabiilik’te; Praşai Siva, 
Eski Mısır’da; Ameni, 
Şintoizm’de; Miroko dur. 

Yine Mecusiler de peygamberleri Zerdüşt’ ün soyundan Saoşyant’ ı kurtarıcı olarak beklemektedirler. Moğollar, mezarına kurbanlar adanan Cengiz Han’ ın Moğolları Çin esaretinden kurtarmak üzere, sekiz veya dokuz yüzyıl sonra tekrar dünyaya döneceğine inanmaktadırlar. Görüldüğü üzere bu inanç biçimi İslam ın doğuşu ile birlikte gelen bozulmuş ve tahrif edilmiş atıl din kalıntıları ile de beslenmektedir. Özellikle kutlu ve soylu bir silsileye dayandırılması bu beklentinin hak ve gerçek olduğu düşüncesini de beslemek içindir. Zira tüm yukarıdaki örneği verilen inanç biçimlerindeki bu kurtarıcı çok seçkin birisinin soyuna dayanmaktadır. 

Beklenen kurtarıcı düşüncesi, kendilerine yapılan zulmü engelleyemeyen düşkünler ideolojisini içerir. Ezilen kitleler, olumsuzlukları değiştirmede başarısız kaldıklarına inanmaları durumunda, kendilerini karanlıktan aydınlığa çıkarıp, zalimlerden intikamlarını alacak ve yaşadıkları bozuk toplumsal yapıyı kılıç zoruyla değiştirecek bir manevi güç olan Mehdiyi daima beklemişlerdir. Onun hakimiyeti altında geçecek dönemi, inançsızlığın ortadan kaldırıldığı, düşmanlarının yok edildiği ve doğal düzende olumlu yönde değişikliklerin söz konusu olacağı bir çeşit altın çağ şeklinde hayal ederler. Her bozulmuş inanç ve din de bu altın çağın izlerine rastlamak mümkündür. Bu zaman diliminin genellikle dünyanın sonuna kadar süreceği ve ardından da kıyametin kopacağı düşüncesi ortaktır. Bu yüzden her toplum, Mehdi’ nin kendi zamanında geleceğine inanmak için sebepler bulmuş ve böylece ümitlerini geleceğe taşımıştır. Yaşadıkları her olayı, Mehdi’ nin gelişine bir basamak veya hazırlık olarak algılayarak bu uğurda geçmiş ve gelecek tüm tarihi dramatize etmişlerdir.

Müslümanların Mehdi beklentisi inancını, Yahudi ve Hırıstiyanlıktan alma ihtimali çok yüksektir çünkü köken olarak İran yani Fars düşüncesi daha eskiye dayandığı için, Mesih inancını geliştiren Yahudiler’ in de, bu düşüncelerini dönemin en etkin dini Mazdeistlerden yani Mecusilikten aldıkları söylenebilir. Günümüze gelen tüm tahrif edilmiş inançların bakiyelerinde bulmak mümkündür. Zerdüştlük, Zerdüştçülük, Zerdüştilik, Mecusilik, Mazdayasna; dünyanın eski tek tanrılı dinlerinden biridir. Tek tanrılı bir din olması onun tarihsel süreç içinde başına gelen çok tanrıcılığa geçmediği anlamına gelmemelidir. Çok tanrıcılığa geçiş beraberinde İslam ın tahrif olması ve izlerini barındırmasına rağmen bambaşka bir din haline gelmesi demektir.

Yahudilerin, Babil sürgünüyle birlikte İran’a yerleşmiş ve orada hakim inanç Mazdeizm’ in kurtarıcı fikrini devralmışlardır. Unutulmamalıdır ki bütün dinler ve topluluklar bir birlerinden etkilenirler ve etkilenme çok uzun süreçler sonucunda gerçekleşir. Yemen dini düşünceside, benzer şekilde, Fars kökenli ebnanın etkisinde kalarak Kahtani kültünü, yani Kahtaniler’e mensup bir şahsın gelip evreni adaletle dolduracağı beklentisini üretmiştir. Mazdeistlerce (Zerdüştlük, Zerdüştçülük, Zerdüştilik, Mecusilik, Mazdayasna, dünyanın eski tek tanrılı dinlerinden biridir.) beklenmekte olan Şaoşyant’ın sıfatları ile Yemenlilerce beklenen Kahtani (el-Mansûr)’nin sıfatları arasındaki benzerlikler taşır. 

Müslümanlar, her ne kadar farklı din ve kültürlerdeki kurtarıcı fikirlerinden etkilenmiş olsa da, son hali Şiiler’in on ikinci imamı mefhumunda şekillenmesine kadar, kendi tarihi, kültürel ve sosyal şartlarına uygun yeni bir mehdi anlayışı ortaya koymuşlardır. Kendisini bu kurtarıcılardan birisi olarak gören o kadar çok kişi sayılabilir ki... Kendi kurtarıcı beklentilerini daha çok Yahudi ve Hıristiyanlarda var olan modele göre dokuyarak, artık kurtarıcı olarak yeni bir şahıs beklemek yerine, ölen bir kimsenin ölmeyip gaybi bir zaman sonra tekrar ortaya çıkacağını ileri sürmeye başladılar.

Mehdi beklentileri her ne kadar Şii inanç tarafından ön plana çıkarılmışsa da zamanla Sünniler arasında da yaygınlık kazanmıştır. Kurtarıcı Mehdi fikrinin bir cemaati, topluluğu, fırkayı yada grubu bir arada tutması, tüm beklentileri yarınlara erteleyebilme özelliğide bu inancı beslemiştir. Bu nedenle Mehdi beklentisi her inanç sisteminde olmasını onun ilahi kaynaklı bir akaid olmasından değil, istenildiği gibi kullanılabilir olmasından kaynaklandığını unutmamak gerekir. Bu inanç sistemini besleyen en önemli unsur rivayet kültürüdür ve bu kültür bir inanışı akaid haline getirmek için en önemli araçtır. Zamana yayılmış bir inanç biçiminin sorgulanmasının ne kadar zor olduğunu biz, Kur-an ı Kerim in en çok Atalar Dinini benimseyenlerin katı tutumlarını eleştirirken görürüz. 

Baskı gören ve ezilen kitlelerin ortak psikolojisi olan “beklenen kurtarıcı” düşüncesi, iktidarlara muhalefeti bastırma ve avam üzerinde baskı oluşturma gücü oluşturması nedeniyle sürekli canlı tutulmuş ve günümüze kadar isim ve form değiştirerek gelmiştir. Müslümanlar arasında Mehdilikle ilgili üretilen pek çok rivayet, Sünniler arasında kabul görmesine rağmen konuyu asıl gündemlerinde tutanlar, Şii gruplar olmuştur. İktidar muhalifi pek çok Şii fırka, ölen liderlerini Mehdi olarak beklemişlerdir. Bu iddiaları zamanla bir inanç esası haline getirilerek İmamiyye Şiasının itikadi konularından biri olan imamet inancının değişmez bir parçası olmuştur. Mehdi inancının bir çok inanç kökeninde olması beklentinin, ezilen kitlelerin kurtuluş ideallerini yaşattıkları bir ümit unsuru olduğunu göstermektedir. Müslümanlar arasında yaşatılan bu beklenti, Ümmetin tüm geri kalmışlığının unsurlarından en önde gelenlerinden birisidir. Günümüzde de her türlü ezilmişlik ve mağlubiyet duygusunun bastırılabilmesi bu sayededir. Anck unutulmamalıdır ki; aslında bu mağlubiyet ve yeryüzünde, kan ve gözyaşının Müslümanlar tarafından önlenemeyişinin nedeni, Müslümanların yapmaları gereken ama yapmadıkları, yapmamaları gerekirken yaptıkları kendi fiillerinin bir sonucudur.





Bu blogdaki popüler yayınlar

Kur'an ışığında ebelik !

Koşun Kavga Var !

Kadir Gecesi Bulundu !

"Kitapsız"lık Yapma !

Ben, Biz, O. Allah Kur'anda neden farklı zamirler kullanır ?

Allah'ın Kahramanı Sensin e-kitap olarak çıktı !.

Kuyruğu Kopartan Tilki Masalı

Musa, Ekmek ve Özgürlük - ÇIKTI

Hoş geldin On bir ayın sultanı Gastronomi

Sünnilik bir Din midir ?