Sorgulayıcı Bilinçten Dogmatik İnanca: Dini Anlayışın Dönüşümü
Kur’an, insanı düşünmeye çağıran bir metin olarak inmişti. Sormayı, tartmayı, akletmeyi, yüzleşmeyi teşvik ederdi. Ayetler çoğu zaman kesin cevaplar vermekten çok, zihinde yeni sorular uyandırırdı. Çünkü amaç, hazır kalıplar üretmek değil; bilinç inşa etmekti. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim, iman eden insana kör bir bağlılık değil, sorumluluk taşıyan bir farkındalık yükler. Bu bağlamda Kur'an-ı Kerim , bireyi yalnızca inanmaya değil, inancını akli ve ahlaki temeller üzerinde inşa etmeye davet eder. Kur’an’da sıkça tekrar edilen “akletmez misiniz” (Bakara 2/44), “düşünmez misiniz” (En‘am 6/50) ve “ibret almaz mısınız” (Yunus 10/16) gibi ifadeler, vahyin bilişsel ve eleştirel yönünü açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Kur’an, hazır kalıplar sunan bir dogma metni olmaktan ziyade, bilinç inşa etmeyi hedefleyen dinamik bir rehber niteliği taşır. Ancak tarihsel süreç içerisinde bu sorgulayıcı yaklaşımın giderek zayıfladığı gözlemle...