Kapısız bacasız bıraktılar İslam'ı !


İslam tarihi içinde son bin dört yüz yıllık sürecimizde eski inanç biçimlerinin kalıntılarından oluşan bir aylaklık biçimi olan Tasavvuf, Muhammed A.S dan önce eski Yunanda, ondan önce Mısır, daha önceleri Hint İran karışımı inançlardaki Theosophy den başkası değildir. Theosophy, içkin ve aşkın olduğu düşünülen Tanrı arayışı düşünce biçimi olarak özetlenebilir.
Tasavvuf, daima bir İslami hakikat veya kavram alınıp batıla bulaştırılarak sunulur. Eğer İslam Şeriatın dan bahsedecek iseniz Şeriatı;
Tarikat Kapısı,
Hakikat Kapısı,
Marifet Kapısından girilerek elde edilen Marifetullah olarak izah edersiniz.

Zamanla Şeriat yerini Marifetullaha bırakır ve bu kavramı üreten şeytan başka kavramlar üreterek sizi olmanız gereken YOL (Fatiha) dan alıkoyar ve saptırır. Marifetullaha da erişmek herkesin harcı olmayacağından bu mertebeye ulaşanların bulunduğu konum adeta Allah'ın yanı başıdır.
Yoldan çıkış, Tasavvuf ile başlayıp tarikatlaşarak, fırkalaşarak derin ve sarsılmaz bir yapıya dönüşür ve asıl sorunun buradan başladığını görebilen bir zihin asla alt başlıkların oyalayıcı dünyasında kaybolmaz. Bataklığın kendisini tanımak aslında sayısız ve alabildiğine çoğalan sinek ve sivrisineklerin kavram üreten rahatsız edici ve ömür tüketici analizlerinden bizi kurtaracaktır.

Şeytanlar, engelleri aşmak için dinin akıl değil gönül işi, erdem ve sorumluluk değil, keşf, arayış, aşk olduğunu ve Kur'anı herkesin anlayamayacağını söylerler. Bunun için Kur'ana ait olmayan ancak Kur'an da ilgili ilgisiz kelimeleri alarak kavramlaştırırlar. Kur'anın deyimiyle BATILI HAKK'KA KARIŞTIRMAK böyle bir şeydir. İçinde hakikat izleri barındıran şeyden şüphelenmez ve böylece muhatapları bu kavramların İslama ait olduğunu zannedip tuzağa düşerler. İnsanların önüne, kendilerinin kutsadığı başka kavram, kitap, külliyat, risale koyar ve okumalarını isterler. Şeytanın aylaklaştırma projesinin adıdır Tasavvuf.

Ancak bu aylaklaşmadan nasiplenenler kendilerini tarikat, cemaat, hizip v.b. mensubiyetlerden kurtarıp asla gerçeği görmezler. Kur'ani deyimle
Sağır,
Dilsiz ve Körleşmişlerdir.
SUMMUM: Sağır (Vayhe duyarsız)
BUKMUN: Dilsiz (vahyi yaşamamak)
UMYUN : Kör (Vahyi görmemek)
" Kim Rahman'ın Zikrine/Kuran’a Aldırış Etmezse, Biz Onun Başına Bir Şeytan Musallat Ederiz. Artık O, O’nun Ayrılmaz Dostudur. Bu Şeytanlar Onları Doğru Yoldan Çıkarırlar, Ama Onlar, Hala Kendilerinin Doğru Yolda Olduklarını Sanırlar." (ZUHRUF Suresi 36,37)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kur'an ışığında ebelik !

Koşun Kavga Var !

Kadir Gecesi Bulundu !

"Kitapsız"lık Yapma !

Ben, Biz, O. Allah Kur'anda neden farklı zamirler kullanır ?

Allah'ın Kahramanı Sensin e-kitap olarak çıktı !.

Kuyruğu Kopartan Tilki Masalı

Musa, Ekmek ve Özgürlük - ÇIKTI

Hoş geldin On bir ayın sultanı Gastronomi

Sünnilik bir Din midir ?