İslami Devrim mi İslami Islah mı?

Haydi Barışa! Haydi Esenliğe!
Yavaş yavaş Ağır ağır
ama kararlı adımlarla!

Yeryüzü toplumsal ya da siyasi olarak iki durum ile sürekli değişen bir yerdir. Uygarlıkların kuruluş temelini ya da yıkılışlarını bu iki durumdan birisi oluşturur. ya Devrim ya Islah. Her iki durumda bireysel ya da toplumsal düzlemde geleceğin nasıl inşaa edildiği ya da geçmişte bir toplumun nasıl tarih sahnesinden yıkılıp gittiği bu iki temelde değerlendirilmelidir. Dünya tarihi bu bağlamda bakıldığında devrimsel süreçlerin sonucunda kurulan uygralıkların ani, keskin oluşu nedeniyle kalıcı olmadığını göstermektedir. Peki ya İslam ne vaadediyor? Islah. Yani tedricen ve ikna edilmiş bireylerin oluşturduğu güçlü bir toplum. Güzel...

Şimdi Bu Islah hareketinin vaadettiği ideal toplum modelini oluşturacak Dinin özüne bakalım;
"İslam, Barış ve Esenlik dinidir." Bu içi boşaltılmış söz, isteyenin istediği yana çektiği bir klişe gibi görünmesine rağmen, İslam, Barışın ve Esenliğin kaim kılınmasını esas alan bir dindir. Yoksa her önüne gelen bir tokat atsın biz de diğer yanağımızı gösterelim dini değildir. Sevgi ve hoşgörü dinleri kapsamında değerlendirilmez İslam. Her durum ve şart mutlak sürette bir koşula göre değişir. Kısacası İslam yeryüzünde aniden ve hızlı değişimlerin Barış ve Esenlik getirmeyeceğinin bilincinde bir dünya tasarlar. Çünkü kainatta her hızlı değişim yıkıcıdır. Kainatın uzun süreçler içinde bir döngü ve gereklilik olmasına rağmen bu yıkıcılık, insan söz konusu olduğunda toplumsal değişim ve dönüşümlerde uygulanamaz bir yasadır. Depremlerin yeryüzünün nefes alışı olmasına rağmen insan için yıkıcı olması gibidir Devrimler. Kısacası İslam bir Devrim Dini değildir. Bu bir idealdir ancak İslam idealleri realiterlere kurban eden de bir din değildir. Beklentilerimizi bu minvalde tekrar gözden geçirmeliyiz...

Şimdi derleyip toparlayalım konuyu. İslam, toplumsal değişimi Islah esasına göre başlatıp yürüttüğü için ilk başlarda mükemmel bir din hayali kuranlar yahut tamamlanmış bir toplum düzeninde hayat düşleyenler ilk karşı çıkarlar bu yavaş değişime. Çünkü onlar İslam'ın olmadığı günlerin devrim marşları ile geçirmişlerdir boş zamanlarını. İslam arzusu öylesine güçlü ve kör edici bir etki bırakmıştır ki devrim düşleyenlerin nazarında İslam için atılan her iyi adım mükemmelliğin gerisinde kalındığı için tepkiyle karşılanacaktır. İslam basamakları yavaş çıkılan bir merdivendir ve ucu bucağı yoktur. Çünkü İslam bir nihai din değildir. Merdivenin ilk basamağına atılan adım basamağın çok ilerisini düşleyenler tarafından daima hor ve yetersiz görülür. Durmak yok yola devam. Başka yolumuz ve çaremiz yok, İslam istiyorsak basamakları birer ikişer çıkacağız zıplamadan hoplamadan ağır ağır ve sindire sindire. Aksi durumda devrim yapalım, bir süre sonra da devrimle yıkılıp gidelim, İstenen aslında bu minvalde kahramanlık telakkileri.
Gaza gelmeyelim...
Koşmasak da yürüyelim...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kur'an ışığında ebelik !

Koşun Kavga Var !

Kadir Gecesi Bulundu !

"Kitapsız"lık Yapma !

Ben, Biz, O. Allah Kur'anda neden farklı zamirler kullanır ?

Allah'ın Kahramanı Sensin e-kitap olarak çıktı !.

Kuyruğu Kopartan Tilki Masalı

Musa, Ekmek ve Özgürlük - ÇIKTI

Hoş geldin On bir ayın sultanı Gastronomi

Sünnilik bir Din midir ?