Hendek'den doğan Medeniyet

Yesrib, hani adı sonradan bir Medeniyete ev sahipliği yaptığından dolayı Medine olan şehir. Sıkıntılı yıllar. altıyüzyirmiyediler. Varlık yokluk yılları. Müslümanlar yaklaşık on bin nüfuslu bu şehrin azınlığı konumundalar. Ensardı Muhacirdi toplasan toplasan bin beş yüz kişiler. Büyük çoğunluğunu ise Yahudi kabileleri oluşturmakta. Uhud üzerinden fazla geçmemiş ve kesin bir zafer kazanamamış Mekke'nin pagan Arapları derlenip toplanıp tekrar Müslümanlara saldırmak için fırsat kolluyorlar. Müslümanlara yamuk yapan Ben'i Nadir Kabilesinin dershaneleri kapatılınca soluğu emperyalist Mekke oligarşisinde aldılar. Planlar planlar planlar. Dediler ki içeriden bir darbe yapalım, Ordunun içinde Beni Kureyza bizim tarafımızda. Bir gece aniden işi bitirip herkesi sıcak yatağından toplarız.

Gün geldi çattı. Mekkeli müşriklerin harekete geçtiği bilgisini alan mit, karşı hamle için çareler üretmeye ve Beni Kureyza'nın darbe hazırlıklarını Peygambere haber verdiler. Çareler düşünüldü ve alan savunması yapılmasına, düşmanı bir savunma hattı önünde püskürtme kararına varıldı. Dışarıda ordunun yarısı ele geçirilmişken bir meydan savaşı yapmak intihar olacaktı.
Kritik öneme sahip güzergahlara hendek kazılmasına karar vererek hemen işe koyuldular.

Haberler dolaşıyordu. Kazılan hendeklerin düşman saldırısına yetişmeyeceği, rehavet ve gevşeklik nedeniyle bu savunmanın başarısız olacağı lafları ortalıkta dolaşıyordu. Peygambere gittiler.
Ya Resullah dediler,
önümüze taşlar çıkıyor biz de bu hendeği bir türlü kazamıyoruz. Galiba biz bu savaşı kaybedeceğiz.
Verin bakayım dedi Allah'ın elçisi gösterin bakayım hangi taşmış o dedi ve kaldırdı kazmayı
vurdukça ses;
Amerika'dan, İngiltere'den, Avrupa Birliğinden geliyordu. O vurdukça çılgına dönüyorlardı. Seslendi Allah'ın elçisi haykırarak;
Bismillahhhhhh, Allah'u Ekberrrrrr

"Ben" dedi
"Amerikanın, Nato'nun, Birleşmiş keferlerin darmadağın olduğunu görüyorum" diyor vurdukça taşlar darmağın oluyordu.
"Ben" dedi
"Kraliçenin yerlerde süründüğünü görüyorum" diyor vurdukça ve taşlar yerlerinden oynuyordu.
"Ben" dedi
"Bir daha Aylan bebeklerin sahile vurmadıkları bir dünya görüyorum" diyor ve taşlardan kıvılcımlar çıkarıyordu.
Ve "ben" dedi
"Dünyanın beşten büyük olduğunu görüyorum"

Ey Peygamber bu gün biz de senin gördüklerini görüyor, senin izinden gidiyoruz. Biz de Kisra'nın Saraylarını, Bizans'ın Saraylarını başlarına yıkacağımız günleri görüyoruz.

Allah'ım!
Muhammed'e yardım ettiğin gibi bize de yardım et.
O vurdukça sen vurmuş, o attıkça sen atmıştın.
Bize de vurmayı bize de atmayı nasib et, et ki yeryüzü Barış ve Esenlik yurdu olsun.
Ayaklarımızı sabit, pazularımızı gergin, bakışlarımızı keskin eyle.
Attır bize ki Mazlumlar gülsün, Mazlumlar yeryüzünde varis olsun senin vaadin gerçek olsun.
Biliriz ki biz "Sen Mazlumlar yeryüzünde hakimler olsunlar barış ve huzur içinde yaşasınlar" istersin. Bizden yardımını esirgeme !

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kur'an ışığında ebelik !

Koşun Kavga Var !

Kadir Gecesi Bulundu !

"Kitapsız"lık Yapma !

Ben, Biz, O. Allah Kur'anda neden farklı zamirler kullanır ?

Allah'ın Kahramanı Sensin e-kitap olarak çıktı !.

Kuyruğu Kopartan Tilki Masalı

Musa, Ekmek ve Özgürlük - ÇIKTI

Hoş geldin On bir ayın sultanı Gastronomi

Sünnilik bir Din midir ?