Kayıtlar

Allah olaya el koydu

Resim
Coğrafyaları değiştiren ve sınırları çizen olgu genellikle siyasidir. Toplumların gözle görülmeyen sınırlarını şekillendiren bir diğer olgu ise kültürdür. Siyasi erk ve kültürel dinamikler ülkelerin sınırlarını, sınırları çizilmiş ülkeler ise dünyanın kaderini belirler'di, daha düne kadar... Allah'ın yeryüzünde işleyen bir Sünnetullah'ı var. Toplumlar kendi özlerindekini değiştirmedikçe onların durumu değiştirilmez. Çünkü Allah kendi eliyle bir değişiklik yaptığında o zaman irade devre dışı kalır ve İnsan olmanın bir ayrıcalığı kalmaz. Hal böyleyken Allah tamamen de yaşam olgusunun içinden çekilmiş değildir (Ayrıntılı bilgi için deus otiosus kavramı) O hayat olgusunun içinde daima vardır. Eli, gözü kulağı yoktur bizim gibi ama daima vardır. O kural koyucu, yasa yapıcı ve daima gözetleyicidir. Kur'anı Kerim'de bahsi geçen kıssalarda genellikle toplumların sınırı ve haddi aşması sonunda onların kıtlık, sel, deprem v.b olgularla sınandığı aktarılır. Bizler b...

İletken Duyarsızlık

Resim
    Dünyayı saran salgın nedeniyle hemen hemen herkes bugünlerde aynı kaygıyı yaşıyor; "Dünya hiç bu kadar kötü olmamıştı."  Emin olabilirsiniz ki bundan on yıl, belki de elli yıl sonra, Biz ve belki yüzlerce yıl sonra torunlarımız da aynı şeyi düşünüp söyleyecek. Gelecekte durum böyleyken geçmişte de aslında durum pek farklı değildi. Milattan önce de Antik Yunan duvarlarında benzer biçimlerde kaygıları yansıtan yazılar yer alıyordu. Peki ama hangisi en kötüsü? en eski mi, en güncel olan mı yoksa yarın olacaklar mı?      Buna karar verebilecek kadar uzun yaşayan hiç kimse olmadığına göre cevabı ortalama bir insan ömrü içinde aramak gerekiyor.      Son günlerde yaşadığımız kötü deneyimler her birimizin doğrudan psikolojisini etkiliyor. Sosyo- psikolojik durumumuz, gelecek kuşaklara aktaracağımız bir sendromun aslında günümüzde ortaya çıkan tezahürü. Belki de bizler, geçmişten gelen psikolojik sendromların buhranlarını hala yaşıyor ve üz...

Özgün Anlam ve Kur'an'ı bütünsel okuma

Resim
Kocaeli Kuran Halkaları, Hayırdaşlar ekibinin daveti üzerine ayda bir gerçekleşen sunumlardan sonucusunu bu çarşamba akşamı gerçekleştirdik. Gerek programa davet eden gerekse katılımları ile katkı sunan tüm kardeşlerime teşekkür ederim. Daha önce ki sunum programları

Kur'an okumanın Kur'ani sorunları

Resim
Kur'an dersi yapan kardeşlerimizin kanımca en büyük sorunu Kur'an okumalarıdır. O ne biçim laf ya ! O biçim laf abicim, bak dinle; Kur'anın içine doğduğu toplumun kültüründen , dini olgularından, ayetlerin zuhur olduğu psikolojik ortamdan, insanlığın geçmiş olduğu teolojik dini süreçten bi haber okursan Kur'an elinde sağa sola fırlattığın bir bıçak gibidir. Hem başkasını hem kendini yaralarsın ! Bir örnek verelim uzatmayalım; Mekke'de Muhammed a.s. kendi amca ve dayıları ile kuzen akraba talukatından oluşan Dar'un Nedve'ye karşı mücadele başladığında etrafındaki zayıflar, güçsüzler, Allah'ın izni ve Resul'ün önderliğinde Medine'ye göç ettiler. Burada Medinelilerden hürmet ve kardeşlik gören Muhacirler tam çifti çubuğu düzmüş rahata kavuşmuşken bir haber geldi: Medineye gelirken arkalarına bakmadan Mekke'de bıraktıkları tüm mal varlıklarını Ebu Süfyan Şam'a götürüp sattığını ve döndüğünü haber aldılar. Müslümanlar Muhammed a....

Adam ol canımı ye !

Resim
Müslümanlar olarak Kur'an'ın belki de en ideal yorumuna ulaşmak için, çağdaş felsefedeki semantik, hermönetik, tarihsellik, yapısalcılık, pozitif mantıkçılık, göstergebilim (ezoterizm ya da simgecilik) matematiksel kombinasyonlar, edebi derinlik ve alt anlamlılık gibi bir çok akımdan yararlanma yoluna gideriz. Bunu, masum okurların işini kolaylaştırıcı, metni(vahiy) okumaya ya da araştırma fırsatı olmayanlara bir yardım refleksi ve oldukça doğal bir uğraş olarak kabul edecek olsak bile, bu gibi disiplinlerin daima gözden kaçırdığı önemli bir kaç şey var. Kur'an metni aslında nerede duruyor ? Yani üzerinde çalıştığımız metnin bizi bağlayıcı argümanları nelerdir ? Ya da bir metin, hitaba dönüştüğünde herkesin farklı bir şeyler anlayabileceği esneklikte midir ? Eğer bu bağlayıcılık göz ardı edilirse metnin (vahiy) her dilden ve her telden konuşmasına rağmen maksadın (Allah'ın hitabının muradı, maksadı, gündemi) ıskalanması kaçınılmazdır. Bu sonucun ortaya çıkma...

Allah iyi ise peki kötülük niye var ?

Resim
Eğer Tanrı kötülüğü engellemek istiyor ancak buna gücü yetmiyorsa Tanrı mutlak güçlü değildir. Öte yandan eğer gücü yetiyor ama engellemek istemiyorsa o zaman Tanrı mutlak iyi değildir. Peki, hem kötülüğü engellemeye gücü yetiyor hem de engellemek istiyorsa nasıl bu kadar çok kötülük olabilir ? veya ne gücü yetiyor ne de kötülüğü engellemek istemiyorsa neden ona Tanrı diyoruz ? Başka bir deyişle Tanrı'nın ve kötülüğün aynı anda var olması mantıken imkansız değil mi ? Aslında "teodise sorunu" ya da paradoksu olarak da bilinen Epikurus Abi'nin (Adı: Epikuros Doğum: MÖ Şubat 341 Ölüm: MÖ 270 Mesleği: Antik Yunanlı Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden birisidir) ortaya attığı bu mantıksal önermede Sizce de bir sorun yok mu ? Antik Yunan'dan biraz geriye, çok daha eskiye gidelim biraz.. Mesela Parsi inancın köklerine, monoteist inancın yeniden yükselişe geçtiği dönemlerde Zerdüşt'ün getirdiği Avesta'sına bir göz atalım; Bunu Sana soruyoru...

Açlık, Tokluk ve Sahte Kurtuluş Reçeteleri

Resim
Eskiçağ dinlerinde oruç, özellikle rahip ve rahibeleri tanrılarla yakınlaştırmaya hazırlamanın bir yoluydu. Antik dönemin gizemli dinlerindeki inanışa göre tanrılar, kutsal öğretilerini ancak belli bir süre eksiksiz oruç tutan kişilere düşler ve görüntüler yoluyla açıklarlardı. Birçok kültürde oruç, öfkelenen bir tanrıyı yatıştırma ya da ölmüş bir tanrıyı (örneğin bereket tanrısını) diriltme amacına yönelikti. Dünyanın bütün dinlerinde, belirli kutsal zamanlar sırasında ya da öncesinde, ya da özel sebeplerle oruç tutulur. Oruç, kendini her bir şey den uzak tutmanın en genel adıdır. Örneğin; - Yiyecek ve içeceklerden uzak durma ya da genişletilmiş sağlık perhizleri ( Et yememek bu kökene dayanan bir perhizdir) - kadın ve erkeklerin birbirlerine yaklaşmaması (Rahipler, Rahibeler, keşişler ve din adamlarının evlenmemesi) - Yıkanmama (Hindistan da Sadhular asla yıkanmazlar.) Sibirya’daki Tunguzlar’ın (Evenkler) şamanları ilk düşlerinden sonra, başka düşler görmek ve ruhlarla ilişki kurmak...